Bir gün değil, her gün!

-->
2018-12-04

Dünya Engelliler Günü size neyi ifade ediyor?

Bana ne yazık ki doğru düzgün bir engelli politikası olmayan bir devleti, engelli insanları acınacak varlıklar gibi gören sözde duyarlı vatandaşları, sadece bugüne özel beylik lafları ve fakat geri kalan 364 günde engellilerin dışlandığı, yok sayıldığı ve hayatın hengamesinde yaşamlarını olağan şekilde sürdürmeye çalıştıklarının dahi görülmediği sıradan, basit bir günü ifade ediyor.

*

Çocuk Bayramı’nda geleceğinden endişe ettiğimiz çocuklara, dini bayramlarda arayıp sormadığımız yaşlılarımıza, 8 Mart’larda artık her an şiddete veya cinayete kurban gitme tehlikesiyle karşı karşıya yaşamak durumunda olan kadınlara, 1 Mayıs’ta işçilere, 3 Aralık’ta da engellilere düzülen methiyeler, süslü laflar, içi boş sloganlardan bana artık gına geldi.

Bu ülkenin engelli insanlarına karşı en hümanist yaklaşan kesimlerde dahi engellileri eşit birer birey olarak görmekten ziyade sahiplenilmesi ve korunması gereken ‘zayıflar’ olarak kabul eden bir anlayışın yerleşmiş olduğunu görmemek mümkün mü?

Halbuki demokratik, sosyal hukuk devletlerinde bu işler nasıl ilerler?

Öncelikle bir kişi engelliyse, o kişiye acımak, üzülmek veya korumaya almak gibi onu aslında ötekileştiren ve bunları yapan kişi veya kurumu aslında engelli kişiden üstün olarak gören zihniyet bertaraf edilir.

Elbette her engel insanın yaşamını zorlaştırır ancak bu farklılığı ortadan kaldıracak azami yaşam tedbirlerini alırsanız, o engel bir süre sonra gözlerin dikilip bakıldığı veya gereksiz merhamet şovlarına meze edilen bir halden çıkıp bir insanın sarışın veya uzun saçlı olmasından farksız hale gelir.

Siz bugün örneğin görme engellilerin görme engelli olmayan insanlarla aynı düzeyde sosyal yaşama, iş hayatına, eğitime, eğlenceye, kültüre, sanata, spora, gezmeye, yeme-içmeye erişebileceği bir kent, bir ülke inşa edebiliyor musunuz?

Konuşma engellilere, yürüme engellilere, zihinsel engellilere engellerini en az yaşayarak hayatlarını sürdürebilecekleri bir fiziki ortam sunabiliyor musunuz?

Engelli olmayan insanlarınızı bu temelde eğitebiliyor musunuz?

En basitinden insanların yazın sıcağında kışın yağmurunda bir yerden bir yere sorun yaşamadan seyahat edebilmesini bile sağlayabiliyor musunuz?

O insanların evlere hapsolması yerine yeteneklerini fark etmelerini, üretmelerini, çalışma hayatına katılarak özgürleşmelerini ne kadar istiyor ve bunun için ne denli çabalıyorsunuz?

*

Elbette ülkede engellilerin yaşamlarını ve haklarını geliştirmek için canla başla didinen insanlar, dernekler, vakıflar var.

İğneyle kuyu kazıyorlar…

Bağışlarla, yardımlarla, el emeği göz nuruyla, büyük özverilerle çalışmalarını yürütüyorlar.

Bunlar da olmasa zaten durum tamamen berbat bir hale gelecek.

Ancak bu mesele gelişmiş ülkelerdeki modellerden esinlenilerek veya ülkeye adapte edilerek bir devlet politikası haline getirilmediği sürece devamlı aksaklıklar, eksiklikler yaşanacak.

Devamlı bir ‘olmamışlık’ hissi duyulacak.

Sürekli bir ‘güvensizlikle’ karşılaşılacak.

*

Bir gün kafanıza bir saksı düşüp engelli hale gelebilirsiniz.

Bir trafik kazası geçirebilir, bir hastalığa tutulabilir ve aynı havayı solumanıza rağmen görmediğiniz, duymadığınız engelli insanlardan biri haline gelebilirsiniz.

Bunun garantisini sizlere ne rahatlıkla bindiğiniz arabalarınız, ne üzerinde koşabildiğiniz çimenleriniz ne de bol kazançlı işleriniz verebilir.

Yaşamınızı engelsiz bir şekilde sürdürebileceğinizin hiçbir garantisi yok.

Ve engelli insanların sizlerden aslında hiçbir farkı yok.

Artık acımayın, üzülmeyin, merhamet etmeyin.

Bunun yerine engelli insanların eşitliği ve özgürlüğü için üzerinize düşeni yapın.

Yarın çok geç olmadan.


Kayıt Ol



Giriş Yap


Şifremi Unuttum